Cihangir'in Barbar Kedisi
Kotu Kedi Serafettin, doksanli yillar mizahinin tekrara dustugu bir donemde, bu anlayisla uslup olarak hesaplasan yeni bir dergide L-manyak'ta ortaya cikti. Foto realistik arka planlari seven, tarama ucuyla, ciniyle ugrasmaktan haz alan bir cizerin anlatisiydi. Anlatim bicimi bir sentezdi; Ahmet Yilmaz ve Tarantino'nun teferruatci gevezeligi, Oguz Aral surati biraradaydi. Cihangir'de, apartmanlarin catilarinda kediler arasinda seyreden bol diyaloglu uzun icki muhabbetlerinin hemen arkasindan aksiyona dayali kareler pesi sira geliyordu. Serafettin'in, Bukowski'yi yad eden muhabbetciligi, kendiyle dolu (un)cool durusu, Onder Somer'i arayan Ayhan İsik'ligi, Tecavuzcu Coskun ile Conan'a hisim akraba olan kotulugu onu populerlestiren muhteviyati oldu. Bulent'in punk gecmisi, estetik isyanciliginin da Kotu Kedi konusulurken hesap edilmesi gerekiyor.
Yazinin tamami icin link
[link]
Bonbon Sekeri
Jeff Smith, Bone dunyasinda, izliyor ve biliyor olsak da Kuzey Amerika kulturunun daha yakindan tanidigi populer kliselere basvurmus. Malumunuz mizah yasadigi yere benzer. Tiplemelerini Walt Kelly'nin Pogo'sundan (1948-1975) almis ornegin. Pogo, bizde hic bilinmemekle birlikte, Amerika'nin cok sevilmis bant karikatur dizilerinden biridir. Pogo'nun naiflikten beslenen espri evreni, anlasilan o ki Smith icin iyi bir referans olmus. Diger yandan, Bone'un asil kaynagi Walt Disney olarak da gosterilebilir. Zaten dizinin ilk cikisi Disney'in cizgi roman dergilerinden birinde olmus. Dizinin uc kahramani Fone Bone, Phoney Bone ve Smiley Bone, Disney'in uc kahramani Mickey Mouse, Donald Duck ve Goffy Goof'den ilham alinmis. Uclunun karakter ozellikleri birebir onlari andiracak bicimde duzenlenmis. Mickey'in saf iyilikten, Donald'in hirs ve kazanma acullugundan ve Goofy'nin hayalci sallapatiliginden kaynaklanan komiklikleri pek cok populer anlatida yinelenmis, bir kalip olarak yayginlastirilmistir.
Yazinin tamami icin link
[link]
Demir Leblebi Yeniden
Julia hikâyelerinde bir "dark city" atmosferi yaratildigi goruluyor: karanliklar, neonlar, izbe sokaklar, siluetler, mutsuz ve yorgun yuzlerle dolu umarsiz bir sehir var basrolde. Hemen her hikâye farkli cizerler tarafindan uretilmesine ragmen hepsini birbirine yakinlastiran sey, miladi Caniff, Eisner ya da Hazard benzeri "sert" fircalarin urkutucu siyah-beyaz karsitliklarina dayanan atmosferi istahla ve israrli bicimde vurgulamalari olabilir. Bu tekinsiz resim, Julia'nin uzerinde agir bir "gerilim" karanligi yaratiyor; kâbuslari ve yalnizliklari pekistiren, suclari ve cezalari hazirlayan bir arkaplan hazirliyor. Dylan Dog'un korku ve Nick Raider'in New York atmosferinin melezlesmis bir bicimi belki de.
Yazinin tamami icin link
[link]
Geeeker Resitali, Super Kahraman Geyigi
Kick-Ass icin ilk soylenebilecek sey geek bir hikâye oldugu. Bicimsel olarak anaakim Amerikan cizgi romanlarini andirmasi istenmis ama cizgi ve parodiye yakin tutumu, anlatimi bastan sona farklilastirmis. Hikâye, Don Quixote temasina dayandirilmis. Kaba hikâyesi soyle: iyi bir okur, tutkulu bir koleksiyoncu olan genc lise ogrencisi okudugu super kahraman cizgi romanlarini modelleyerek kotulerle savasmaya karar veriyor. Kendiyle ve cizgi romanlariyla dolu bir hayati var. Kisa bir sure once oksuz kalmis ama bu durum daha cok babasini etkilemis gorunuyor. Baba, yalnizligini, ogluna karsi sorumlulugu patetik bir bicimde abartarak yasiyor. Onu, babasina telkinlerde bulunurken ya da adamcagizin dramini sarkastik bir edayla anlatirken okuyoruz.
Yazinin tamami icin link
[link]












